İçeriğe geç

Medine

Uhud Dağı ve Hz. Hamza

Hicret'in üçüncü yılında Uhud Dağı eteklerinde müşriklerle yapılan Uhud Savaşı'nın seyri ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in amcası Hz. Hamza (r.a.)'ın şehid edilişi.

Savaş Öncesi: Kureyş'in Hazırlığı

Hicret'in üçüncü yılında Uhud Dağı civarında müşriklerle yapılan savaş. Uhud Savaşı'ndan önce Kureyş'in öfkesi kabarmış, kin ve intikam duyguları artmıştı. Bedir'de yakınlarını kaybeden Utbe kızı Hind "...Muhammed'le arkadaşlarından öç almadıkça içim rahatlamayacak, Muhammed'le savaş yapmadıkça koku sürünmek bana haram olsun. Sevdiklerimin intikamının alındığını gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!" diyordu. Ebu Süfyan ve başkaları da buna benzer şekilde and vermişlerdi. Ebu Süfyan'ın yürüttüğü kervanın malları Daru'n-Nedve'de topluca durmaktaydı. Müşriklerin ileri gelenleri, herkese katılma payını verdikten sonra geri kalan kâr ile güçlü bir ordu hazırlanmasına karar verdiler.

Onlara göre Müslümanlar Kureyş büyüklerini öldürmüşlerdi, onların intikamını almak gerekliydi. Bedir'de yakınları öldürülenler karalar giyinmiş vaziyette kabileler arasında dolaşıyor, şairler mersiyeler söyleyerek Arapları savaşa teşvik ediyorlardı.

Putperest Kureyşliler Mekke dışındaki Arap kabilelerinin de katılmasıyla 3000 kişilik bir askeri kuvvet hazırladılar. Bu kuvvette 700 zırhlı, 200 atlı süvari, 3000 deve vardı. Aralarında, başta Ebu Süfyan'ın karısı Hind olduğu halde 14 tane de kadın vardı. Bedir'de babasını ve öteki yakınlarından bazılarını kaybetmiş olan Hind'in kalbini iğrenç bir intikam duygusu bürümüştü. Amcası Abbas (r.a.) Hz. Muhammed (s.a.v)'i çok severdi. Bu sebeple bir mektup yazarak Kureyş'in savaş hazırlıklarını yeğenine bildirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) amcasından gelen mektubu okuttu ve mektupta bildirilen haberi gizli tutarak keşifçiler gönderdi. Keşifçilerin getirdiği haberler mektupta amcasının bildirdiklerine aynen uyuyordu. Düşman büyük bir ordu hazırlamıştı ve Medine'ye doğru ilerliyordu.

Medine'de Savaş Meclisi

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) bir savaş meclisi kurarak meseleyi ayrıntılı olarak ashabıyla görüştü. Resulullah (s.a.v) düşmanı şehrin dışında karşılamayıp şehri içerden savunmak görüşündeydi. Fakat özellikle Bedir Savaşı'na katılan gaziler hakkında nazil olan övücü ayetlerin etkisinde kalan gençler, düşmanın dışarıda karşılanmasından yana idiler. Düşmanla bir meydan savaşı yapmak istiyorlardı.

Resulullah (s.a.v) ashabın isteklerini kırmayarak düşmanı karşılamak üzere kılıcını kuşandı, zırhını giydi. Münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selül şehrin içinde kalınarak savunma yapılmadığını bahane ederek 300 kişilik kuvvetini geri çekti. Gayesi savaşmak değildi. Müslümanları düşman karşısında güçsüz bırakmak istiyordu. Böylece Müslüman ordusunun mevcudu 1000'den 700'e düşmüş bulunuyordu.

İslam Ordusunun Harp Alanına Hareketi

Düşman, Medine'nin yegâne açık sahası olan kısımdan içeriye sızarak karargâhını Uhud Dağı'nın Medine'ye bakan eteklerinde kurmuştu. Resulullah (s.a.v) 700 Müslümanla Cumartesi sabahı Uhud Dağı'na ulaştı. Sırtını dağa vererek karşıdaki çorak arazide yer tutan düşmana karşı saf tuttu. Düşmanın düşüncesi Müslüman ordusunu mağlup ettikten sonra şehri yağmalamaktı. Bunun için Medine'nin yakınında Uhud önleri savaş sahası seçilmişti.

Resulullah (s.a.v) Bedir'de olduğu gibi bu savaşta da İslam ordusunu savaş düzenine göre yerli yerine yerleştirdi, düşmanın sızabileceği, kuşatma yapabileceği geçit ve gedikleri de okçularla korudu ve özellikle ordunun sol tarafındaki dağın vadisini beklemek üzere Abdullah b. Cübeyr kumandası altında elli kişilik okçu birliğini bıraktı ve "Düşman yense de, yenilse de kesinlikle yerlerinizden ayrılmayınız." diye tembihte bulundu.

11 Şevval 3 (27 Mart 625) Cumartesi günü savaş teke tek vuruşmalarla başladı; Hz. Ali, Hz. Hamza ve öteki İslam savaşçıları hasımlarını öldürdüler. Sonra savaş kızıştı. Resulullah (s.a.v) almış olduğu askeri tedbirler ve uygulamış olduğu planlar sayesinde ilk safhada Müslümanlar galip geldiler.

Hz. Hamza'nın Şehid Edilmesi

Resulullah (s.a.v)'in amcası Hz. Hamza kükremiş bir arslan gibi düşmana kılıç sallayarak ilerliyor, hasımlarını kırıp geçiriyordu. Diğer Müslümanlar da ellerinden gelen çabayı gösteriyorlardı. Düşmanlar da olanca gayretleriyle kılıca sarılmalarına rağmen bozguna uğramaktan kendilerini kurtaramadılar. Tef çalarak askerlere moral veren düşman kadınları bile korku içinde dağ yamacına tırmanmaya, kaçmaya başladı. Bununla beraber henüz kesin netice alınmış değildi; düşmanın hızlı bir şekilde takibi ve dönmeyeceği bir noktaya kadar kovalanması gerekiyordu. Hâlbuki bu inceliği ve harp usulünün bu yönünü bir an unutarak gaflete düşen ve dünyalığa meyleden Müslümanlar kılıçlarını bırakıp ganimet toplamaya koyulmuşlardı. Ordunun gerisindeki vadiyi bekleyen elli okçu da kumandanlarının ısrarlarına rağmen Resulullah (s.a.v)'in kesin emrini unutarak "Kardeşlerimiz üstün geldi, biz niye bekleyelim" diyerek yerlerinden ayrıldılar, ganimet toplamaya giriştiler.

İşte bu sırada böyle bir anı gözetlemekte olan 200 kişilik düşman süvari birliği komutanı Halid b. Velid az sayıdaki İslam okçusunun kaldığı geçidi rahatça ele geçirerek İslam ordusunu arkasından vurmaya başladı. Bunu gören müşrikler geri döndüler ve yeniden hızlı bir saldırıya giriştiler. Böylece Müslümanlar iki ateş arasında kaldılar, üstünlüğü sağlamışken dünyalığa dalmaları ve Peygamber'in emrini çiğnemeleri yüzünden zor durumlara düştüler. İşte bu safhada Hz. Hamza (r.a.) Ebu Süfyan'ın karısı Hind'in kölesi Vahşi tarafından mızrakla vurularak şehid edildi. Resulullah (s.a.v)'in hicretten evvel Medine'ye tayin ettiği ilk öğretmen Mus'ab b. Umeyr (r.a.) de bu esnada şehid düşenler arasındaydı. Mus'ab (r.a.) sima itibariyle Resulullah'a benzediğinden şehit düştüğünde, onu şehit eden kimse Resulullah (s.a.v)'i öldürdüğünü haykırıyordu. Bu durum Müslümanların daha da dağılmasına sebep oldu. Ancak kısa zaman sonra Resulullah (s.a.v)'in sağ olduğu anlaşıldı. Uhud Dağı'nın hemen eteklerinde bulunan Resulullah (s.a.v)'in çevresi büyük çarpışmalara sahne oldu. Müslümanlar onun etrafında dönüyorlar, gerektiğinde kollarını, bacaklarını kalkan yerine kullanıyorlardı; Hz. Talha bu yolda kolunu kaybetmişti. Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a.)'a ise Resulullah ok veriyor ve: "Anam babam feda olsun, at ya Sa'd" diyor; oklarının isabet etmesi için Allah'a dua ediyordu. Müşrikler Resulullah (s.a.v)'i öldürmek için hücum ettikçe Müslümanlar onun çevresinde giderek çoğalmışlar ve çetin bir savunma hattı kurmuşlardı. Düşman bu hattı yaramayacağını anlayınca geriye çekilmek durumunda kaldı ve böylece savaş üçüncü safhada denk bir duruma geldi. Ebu Süfyan karşı dağa, Resulullah (s.a.v) da Uhud'a doğru tırmandı ve bugün hâlâ ziyaret edilen mağarada dinlendi. Resulullah (s.a.v)'in dişi kırılmış, yanağı yarılmıştı. Kızı Fatma onu tedavi etti. Ebu Süfyan ile Hz. Ömer'in karşılıklı konuşması da bu esnada cereyan etmişti.

Savaşın Ardından

Kureyşli müşrikler bu savaşta o kadar vahşiyane şeyler yapmışlardı ki, belki tarihte benzerine az rastlanırdı. Müslümanlar bu savaşta 70 şehid vermişlerdi. Düşmanlar, özellikle de müşrik kadınlar şehid Müslümanların burunlarını ve kulaklarını kesiyorlardı. Ebu Süfyan'ın karısı Hind ve öteki bazı müşrik kadınları Müslüman şehidlerin organlarından yaptıkları gerdanlıkları boyunlarına takmışlardı. Ayrıca Hind, Hz. Hamza'nın ciğerini çıkartarak ağzında çiğnemek iğrençliğini gösterebilmişti.

Uhud'tan ayrılan Ebu Süfyan bir süre sonra geri dönerek Medine'ye saldırmak ve başladıkları işi tamamlamak isteğine kapılmıştı. Esasen böyle bir durumu Resulullah (s.a.v) tahmin etmiş, 70 şehid ve yaralıya rağmen savaşın hemen ertesi Pazar günü düşmanı takibe karar vermişti. Resulullah (s.a.v) 70 kişilik süvari birliği ile 8 km kadar müşrikleri takip etti. Sonra konaklayarak üç gün bekledi. Geceleri ateş yaktırarak düşmana savaştan yılmadıkları mesajını veriyordu. Müslüman olmadığı hâlde Müslümanların dostlarından olan Huzaa kabilesinden Mabed-i Huzai, Resulullah (s.a.v)'i gördükten sonra Ebu Süfyan'a giderek onun arkadaşlarıyla birlikte savaş için geldiklerini söylemiş, Ebu Süfyan da yeni bir vuruşmayı göze alamayarak Mekke'ye gitmiş ve Medine'ye saldırmaktan vazgeçmişti. Böylece Müslümanlar bu savaşta birinci safhada üstünlük sağlamışlar, gaflet ve dikkatsizlik neticesinde ikinci safhada ilahi bir imtihana uğratılarak mağlubiyet acısı kendilerine tattırılmış, fakat üçüncü safhada durum denkleşmişken Resulullah (s.a.v)'in cesaretle takibi neticesinde düşman korkutulmuş ve üstünlük tekrar Müslümanlara geçmişti.

Savaştan Bazı İlginç Tablolar

Enes b. Malik diyor ki: Amcam Enes b. Nadr'ı Uhud meydanında öldürülmüş olarak bulduk; üzerinde 80 kadar kılıç, süngü ve ok yarası vardı. Müşrikler işkence yapmış olduklarından, kimse onu tanıyamadı, yalnız kız kardeşi parmaklarından tanıdı. Biz şu ayetin amcam ve benzeri hakkında inmiş olduğunu sanıyoruz: "Müminlerden birçok kimseler Allah'a vermiş oldukları sözlerini yerine getirdiler" (el-Ahzab, 33/23).

Hz. Hamza'nın kız kardeşi, Müslümanların bozguna uğradığı haberini alınca Medine'den savaş alanına gelmişti. Bunu fark eden Resulullah (s.a.v) Hz. Zübeyr'e, Hz. Hamza'nın cesedinin parçalanmış vaziyette ona gösterilmemesini tembih etmişti. Bunu hisseden Safiyye, "Kardeşimin şehid olduğunu biliyorum. Allah yolunda böyle fedakârlıklar her zaman gerekir" demiş ve parça parça edilmiş kardeşinin cesedini görünce de "Hepimiz Allah'ın mülküyüz ve O'na döneceğiz" demek suretiyle büyük bir teslimiyet örneği gösterebilmiştir.

Ensar'dan bir kadın da savaşta babasını, kardeşini ve kocasını kaybetmişti. Bunları haber aldıkça hep Hz. Muhammed (s.a.v)'in sağ olup olmadığını soruyordu. Onun sağ olduğunu öğrenince: "Sen sağ olduktan sonra her felaket hiç gelir!" demişti.

İslam şehidleri ikişer ikişer toprağa verildiler. Tablo göz yaşartıcı idi.

Hz. Hamza (r.a.) kaftanı ile toprağa veriliyordu. Peygamber Efendimiz'in hicretten önce Medinelilere İslam'ı öğretmesi için tayin ettiği ilk öğretmen Mus'ab b. Umeyr (r.a.) toprağa verilirken üzerindeki elbise kısa gelmişti. Göğüs tarafına örtülünce alt kısmı, alt kısmına örtülünce de göğüs kısmı açıkta kalıyordu. Resulullah (s.a.v) örtünün alt kısmına örtülmesini, üst kısmına da izhir denilen kokulu otlardan konulmasını emir buyurmuştu.

Resulullah (s.a.v)'in Uhud Şehidleri Hakkındaki Müjdesi

"Uhud harbinde kardeşleriniz şehit olunca Allah Teâlâ onların ruhlarını bir takım yeşil kuşların içlerine koymuştur. Bunlar Cennet ırmaklarına gelirler, içerler ve Cennet meyvelerinden yerler. Sonra bu kuşlar, arşın gölgesinde asılı bulunan altın kandillere konup tünerler. Şehid ruhları artık böyle mesut bir hayata erişince; bizim cennetteki bu hâlimizi dünyadaki kardeşlerimize kim bildirir ki, onlar da bilsinler de cihattan çekinmesinler demişlerdi" (Tecrid, 186 vd.; İbn Sa'd, II, 148).

Kaynak: İslam Tarihi

Kapak fotoğrafı: Diego Delso · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons · kırpılıp düzenlenmiştir

Programlar

Bu mekânın gezildiği programlar

Ziyaret, program dahilinde kafile rehberimiz eşliğinde yapılır. Gezi sırası havayolu ve ibadet programına göre değişebilir.

7 Günlük Umre Turu
7 gün

Standart Umre

7 Günlük Umre Turu

7 gün · 3 gece Mekke · 3 gece Medine

Mescid-i Haram'a 1000-1200 m · Mescid-i Nebevî'ye 150-250 m

18 hizmet dahil

Fiyat için arayın

10 Günlük Umre Turu
10 gün

Standart Umre

10 Günlük Umre Turu

10 gün · Mekke ve Medine konaklamalı

Mescid-i Haram'a 1000-1200 m · Mescid-i Nebevî'ye 150-250 m

18 hizmet dahil

Fiyat için arayın

14 Günlük Umre Turu
14 gün

Standart Umre

14 Günlük Umre Turu

14 gün · 10 gece Mekke · 3 gece Medine

Mescid-i Haram'a 1000-1200 m · Mescid-i Nebevî'ye 150-250 m

4 kalkış · ilki Kasım 2026

18 hizmet dahil

Kişi başı fiyat

4'lü Oda$1.350
3'lü Oda$1.400
2'li Oda$1.450