
Rehber
Umre Nedir?
Umre; Kâbe'nin ve Mekke'deki kutsal yerlerin hac zamanı dışında ziyaret edilmesiyle yerine getirilen nafile bir ibadettir. Bu rehberde umrenin tanımı, sünnetleri, ihram, tavaf, sa'y ve tıraş adımları ile Medine-i Münevvere ziyareti anlatılmaktadır.
- başlık
- 16
- sık sorulan soru
- 6
- ilden misafir kaydı
- 75
Umre Nedir?
Umre nafile bir ibadettir. Hac'dan ayıran özellikleri; Arafat'ta vakfe, kurban kesme ve şeytan taşlama yoktur. Hac, Arabi aylardan Zilhicce ayında ihrama girerek arefe günü Arafat'ta vakfe yapmakla başlar, umre ise yılın herhangi bir ayında yapılabilir.
Umre ibadeti, Müslümanların Kâbe'yi ve Mekke'deki kutsal yerleri, hac zamanı dışında ziyaret etmesi olarak tanımlanmaktadır. Her yıl milyonlarca Müslüman, umre ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara gitmekte ve umre vecibesini tamamladıktan sonra ülkesine geri dönmektedir.
Umrenin Fazileti Hakkında Hadis-i Şerifler
İbn-i Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda gazaya çıkan, hacca ve umreye giden kişiler Allah'ın elçileridir. Çünkü Allah, (bu ibadetleri yapmaları için) kullarını davet etti, onlar da icabet ettiler. Buna mukabil onlar da Allah'tan isterler, O da istediklerini verir." (İbn-i Mace, Menasik, 5)
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur: "Umre ibadeti, önceki umre ile aralarında işlenen (küçük) günahlara keffaret olur. Mebrur haccın karşılığı ise, ancak cennettir." (Buhari, Umre, 1)
"Ey Allah'ım! Ben senden rızanı ve cennetini dilerim. Gazabından ve ateşinden sana sığınırım."
İmam Muhammed'e göre, belli ve aynı duayı devamlı olarak yapmak, kalbin ince duygusunu giderir ve samimiyete aykırı olur. Bir alışkanlık halini alarak tam bir anlayışla yapılmamış bulunur. Onun için herkes dilediği şekilde dua etmelidir, bu müstehaptır. Bununla beraber Peygamber Efendimizden nakledilen duaları bereketlenme maksadı ile okumak güzeldir.
Umrenin Sünnetleri ve Adabı
- Mekke-i Mükerreme'ye girmek için yıkanmak ve gündüz vakti girmek, mikat mahallinde niyet edip ihrama girmek. Kâbe'yi görünce dua etmek, Beytullah'ın önünde tekbir ve tehlilde bulunmak.
- Tavafın ilk üç şavtında erkeklerin "iztiba" etmeleri (tavafa başlamadan önce, omuza alınan örtüyü sağ koltuğun altından geçirerek sol omuz üzerine atmaları).
- Tavafın ilk üç şavtında erkeklerin "remel" yapmaları (adımlarını kısaltarak ve omuzlarını silkerek çalımlı bir şekilde yürümeleri). Bu hareket hacıların güç ve sağlamlığına bir işarettir.
- İhramın getirdiği yasaklarına ve rükünlerine uymak.
- Mekke'de bulundukça zaman zaman nafile olarak tavaf etmek.
- Umre esnasında Safa ile Merve arasında sa'y ederken oradaki iki yeşil direk (ışık) arasını erkeklerin koşarak geçmeleri ve sonra yavaşlamaları. Bu hızlı yürüyüşe "hervele" denilir.
- Tavaftan ve iki rekât namazdan sonra zemzem suyundan, Kâbe'ye bakarak ayakta kana kana içmek ve bu mübarek sudan başa ve bedene dökünmek.
- Hacer-i Esved ile Kâbe kapısı arasında bulunan Mültezem isimli yere göğsünü ve yüzünü koyup sürüvermek.
- Kimseye zahmet vermeksizin Kâbe'nin örtülerine yapışıp duada bulunmak. Kâbe içine girmek mümkün olunca, tam bir edeb ve hürmetle girip iki rekât namaz kılmak.
- Medine-i Münevvere'ye gidip Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'i ziyaret etmek.
Resulullah Efendimiz kaza olarak yerine getirdikleri umre haccı esnasında ashab-ı kiramla beraber bu şekilde tavaf ederek, karşıdan seyreden ve ashab-ı kiramın zayıf düştüklerini sanan Mekkelilere Müslümanların kuvvet ve yiğitliğini göstermek istemişti. Peygamberimizin bu sünneti hâlâ uygulanmaktadır.
Kâbe'nin örtüsüne sarılmak, Mültezem'e sürünmek, Allah'ın rahmetine yakınlığın bir nişanıdır. Beytullah'a olan muhabbetin ve Yüce Allah'ın mağfiretini ısrarla istemenin ve Vacib Teâlâ Hazretlerine sığınmanın bir işaretidir.
Umrenin Uygulanışı
Umre görevi için yola çıkan kardeşim şu şekilde hareket eder:
Helal ve temiz bir mal elde eder. Ödenmesi gerekli borçları varsa, onları öder. Kazaya kalmış ibadetleri varsa, mümkün olduğu kadar onları kaza eder. Günahlarından tevbe eder ve Allah'tan mağfiret diler. Kendisini kötü söz ve hareketlerden korur. Güzel ahlaklı olmaya çalışır. Tevazu hâli içinde bulunur. Yola çıkacağı zaman evinde iki rekât namaz kılar. "Bismillahi tevekkeltü alellahi la havle ve la kuvvete illa billah" diyerek Allah'a sığınır. Ailesi, komşusu ve dostları ile vedalaşarak yola çıkar.
Mikat denilen yerlerden birine varınca yıkanır veya abdest alır. Giderilmesi gereken fazla kılları yok eder, tırnakları keser. Elbisesini çıkarır. Beyaz ve temiz olan iki parçadan ibaret dikişsiz ihrama bürünür. Başını açık ve ayaklarını çıplak bulundurur. Üstleri açık ve topukları kısa olan dikişsiz terlik giyer. Bunlar için önceden hazırlıklı olması gerekir. İhram için iki rekât namaz kılar. İhrama niyet edip: "Allahümme inni üridü'l-umrete feyessirhu li ve tekabbelhü minni - Ya Rabbi! Ben umre yapmak istiyorum, onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul et" diye dua eder. Sonra "Lebbeykallahümme Lebbeyk..." diye telbiyede bulunur.
Böyle ihrama girdikten sonra, eğer zevcesi yanında ise, onunla ilişkide bulunmaz, öpmez ve okşamaz. Dikişli elbise giyinmez. Artık hoş kokulu şeyler sürünmez. Saçlarını kesmez ve kıllarını gidermez, tırnaklarını kesmez. Güvercin ve geyik gibi kara av hayvanlarını avlamaz. Yeşil ağaçları ve otları kesip koparmaz. Kötü ve çirkin sözler söylemez. Arkadaşları ve başkaları ile çekişmez. Fakat yıkanabilir ve para kesesini (kemerini) beline bağlayabilir.
Her namaz kıldıkça ve yolcu kafilelerine her rastladıkça, yokuş çıkınca ve yokuştan inince, yüksek sesle "Lebbeykallahümme Lebbeyk..." diye telbiyede bulunur. Mekke'ye varacağı zaman yıkanır veya abdest alır. Mekke'ye girince, hemen Mescid-i Haram'a koşar. Beytullah'ı görünce telbiye getirir, "Allahü Ekber" diye tekbir alır, "La ilahe illallah" diye tehlilde bulunur. Salat ve selam okuyarak: "Allahümme zid beyteke teşrifen ve tazimen ve tekrimen ve birren ve mehabeten - Ey Allah'ım! Beyt-i şerifine mahsus teşrifi, tazimi, tekrimi, ihsan ve yüceliği artır" diye dua eder. Sonra Hacer-i Esved tarafına yönelerek tekbir alır. Hacer-i Esved'i selamlar. Mümkünse, kimseye eziyet vermeden onu öper veya elini sürer. Sonra da Kâbe'yi sola alarak Hatim'in dışından Kudüm Tavafı'na başlayıp Kâbe'nin etrafını yedi defa dolaşır. Bu tavafın ilk üç devrinde (şavtında) remel yapar (adımlarını kısaltıp omuzlarını silkerek çalımlıca yürür). Her dolaşmada Hacer-i Esved'in karşısına gelince onu selamlar. Bu tavafı tamamladıktan sonra İbrahim aleyhisselamın makamında, eğer kalabalık ise mescidin uygun bir yerinde iki rekât namaz kılar. Sonra yine Hacer-i Esved'i selamlar.
Tavaftan Sonra ve Umreden Ayrılış
Zemzem suyunu içtikten sonra Kâbe'nin yüksek eşiğini öper. İmkân bulursa içine girip iki rekât namaz kılar. Yüzünü duvarına sürüp Yüce Allah'a hamd eder ve mağfiret diler. Tam bir edeble tekbir ve tehlil getirerek Mültezem'e gelir. Yüzünü ve göğsünü oraya koyar. Kâbe'nin örtüsüne yapışarak dua eder. Artık Mekke'de kalmayacaksa, yüzünü Beytullah yönünden ayırmayarak ayrılık üzüntüsü ve kederi ile ağlaya ağlaya veya ağlar gibi bir durumda arka arka çekilip Harem-i Şerif'ten çıkar. Dilediği gün memleketine döner.
Kadınların Umre İbadeti
Bu hac görevlerini (menasikini) yapmada kadınlar da erkekler gibidir. Ancak kadınlar âdetleri üzere elbiselerini giyinmiş, başlarını ve ayaklarını örtmüş bulunurlar. Bununla beraber yüzlerine dokunmamak üzere bir örtü (peçe) de kullanabilirler. Telbiyelerde seslerini yükseltmezler. Tavafta ve Safa ile Merve arasında hızla yürümezler. İhramdan çıkmak için saçlarının uçlarından biraz kesmekle yetinirler. Hacer-i Esved'i selamlamak için erkeklerin arasına sokulmazlar.
Âdet görmeye başlayan bir kadın, haccın bütün görevlerini yapar. Fakat bu hâli ile tavaf yapamaz. Tavafı sonraya bırakır. Bu geciktirmeden dolayı kendisine kurban kesmek veya başka bir ceza gerekmez. Ziyaret tavafından sonra âdet gören kadından vacip olan veda tavafı düşer.
Arafat ve Cebel-i Rahmet
Arafat meydanının ortasında "Cebel-i Rahmet" yanında kıbleye karşı durulup Allah'a ayakta dua edilmesi daha faziletlidir. Burası, manevi değeri çok büyük olan bir yerdir. Dünyanın her tarafından akın edip gelen, yurtları, dilleri ve renkleri başka başka olan; fakat düşünce ve gayeleri bir olan yüz binlerce Müslüman, Arafat'ta, kefenlere bürünmüş, kabirlerinden dirilip mahşer meydanına toplanacak bir muhteşem insan kitlesini andırır. Bunların hep birden duygulu bir dille Allah Teâlâ Hazretlerini tevhid ve tebcile başlamaları, Allah'tan bağış dilemeleri ve ikram beklemeleri, melekleri bile heyecana getirecek yüksek ve ruhani bir manzara meydana getirir.
Şüphe yok ki, Allah Teâlâ Hazretleri, bu garip kullarına lütfedecek ve meleklerine şöyle hitap buyuracaktır: "Şu uzak ülkelerden gelip toz toprak içinde kalmış, kıyafetleri perişan bir hâlde, benim rahmet ve yardımımı dileyen kullarıma bakınız! Ben şanı yüce, onları bağışlayacağım ve mağfiretime erdireceğim." Böylece feyiz ve bereketi nihayetsiz olan Yüce Allah'ın rahmet ve yardım denizleri dalgalanıp duracaktır.
Ne kutsal bir tecelli, ne yüce bir başarı!
(İmam Malik'e göre Arafat'ta bekleme müddeti, arefe günü güneşin zevalinden gündüzün fecrine kadar devam eder. O gün güneşin zevalinden batışına kadar, bir an bile olsa, beklemek vaciptir. Güneşin batışından sonra da bir miktar beklemek gerekir ki, farzdır.)
Kâbe-i Muazzama
Kâbe-i Muazzama, Mekke-i Mükerreme şehrinde Allah Teâlâ'nın emri ile İbrahim aleyhisselamın ilk olarak veya yenilemek suretiyle yapmış olduğu dört köşeli yüksek ve mübarek bir binanın işgal ettiği kutsal bir yerdir. Burası bütün Müslümanların kıblesidir. Bu kıblegâha, İlahi bir mabet ve İlahi rahmetin tecelli kaynağı olmasından dolayı Beytullah ve Beyt-i Muazzam adı verilmiştir.
Tavafın Mahiyeti ve Nevileri
Tavaf, lügatta ziyaret etmek ve bir şeyin etrafında dolanmak manasınadır. Tavaf edene taif ve tavaf edilen yere de metaf denir.
Din deyiminde tavaf, Kâbe'nin etrafında yedi defa dönmekten ibarettir. Şöyle ki: Kâbe'nin güney tarafındaki bir köşesine Rükn-ü Hacer ve diğer köşesine Rükn-ü Yemani denir. Rükn-ü Hacer'de, Hacer-i Esved denilen mübarek bir taş vardır ki, tavafa buradan başlanır. Beyt-i Muazzama sola alınarak Kâbe'nin kapısına doğru gidilmek suretiyle Beyt'in çevresinde dolaşılır. Böylece Hacer-i Esved'den başlayarak yapılan bir dolaşım yine orada tamamlanmış olur. Buna bir "şavt" denir. Aynı şekilde yedi defa yapılan şavt ile tavaf biter.
Tavaf, bir nevi namazdır. Allah Teâlâ'ya heyecan ve muhabbetle yapılan tazimin bir nişanesidir. Allah'ın Arş'ı etrafında dolaşan kutsal meleklerin hâllerine bir benzeyiş şeklidir. Kâbe-i Muazzama, bu yaşanılan âlemde, göremediğimiz melekler âlemindeki İlahi makamın bir görüntüsü yerindedir. Bu maddi Beyt'in çevresindeki beden hareketleri, melekler âleminde Arş çevresinde yapılan ruhani hareketlerin birer işaretidir.
Gerek tavafa başlarken gerek tavaf esnasında Hacer-i Esved'in önüne her geldikçe ona karşı durulur. Namaza durur gibi eller kaldırılır, tekbir ve tehlil getirilir. Mümkünse öpülür veya eller sürülür. Bu da mümkün değilse, yalnız ona karşı eller yukarı kaldırılır, işaret yapılır ki, buna istilam (selamlamak) denilmektedir. Hacer-i Esved'e böyle el koymak, Yüce Allah'a ibadet ve itaat etmek üzere söz vermenin ve bunda kararlı olmanın bir nişanı demektir.
Tavafın nevilerine gelince, bunlar aşağıda yazıldığı şekilde beş kısımdır:
- Kudüm Tavafı: Taşradan Mekke-i Mükerreme'ye varılınca ilk yapılan tavaftır. Bu tavaf, afaki (mikat dışından gelenler) için sünnettir. Buna Tavaf-ı Lika da denir. (İmam Malik'e göre bu tavaf vaciptir.)
- Ziyaret Tavafı: Arafat'tan döndükten sonra yapılan tavaftır. Buna "Tavaf-ı İfaza" da denir. İşte haccın iki rüknünden biri bu tavaftır ki, dört şavtı farzdır.
- Sader Tavafı: Hac esnasında Mina'da taşlar atıldıktan sonra, Mekke'ye inilince yapılan tavaftır. Buna "Veda Tavafı" da denir. Bu tavaf, mikat dışından gelenler (afakiler) için vaciptir. Bununla hac işleri (menasik) tamamlanmış olur. Hacılar bu tavafla Kâbe'ye veda ederek vatanlarına dönmeye başlarlar. (Bu tavaf, Şafiilerde vacip veya sünnettir.)
- Nafile Tavaf: Mekke'de bulunan Müslümanların Kâbe etrafında zaman zaman yaptıkları nafile tavaftır. Böyle bir tavaf, mikat dışından gelenler için nafile namaz kılmaktan daha faziletlidir. Çünkü onlar her zaman bu şerefi elde edemezler.
- Umre Tavafı: Bunun dört şavtı umrenin rüknünden olan tavaftır ve farzdır. Bunun yerine başka bir şey geçemez. Umrede kudüm tavafı ile sader tavafı yoktur. Umreye ihramla başlanır, tıraş olmak veya saç kısaltmakla umreye son verilir.
Tavaf esnasında tekbir ve tehlil getirilir, salat ve selam okunur. Tavafta şavtları arka arkaya yapmak şart değildir. Bu tavaf henüz tamamlanmadan namaz için veya abdesti tazelemek için bırakılsa, tavaf bozulmaz. Geri kalan kısım sonra tamamlanabilir. Tavaf sırasında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunmaları tavafı bozmaz.
Hac ve Umreye Ait Yasaklar (Cinayetler)
Hac ve umreye ait yasaklar (cinayetler) şu beş kısma ayrılır:
1) Yapılmalarından dolayı yalnız birer dem (koyun veya keçi) kurban edilmesi gereken cinayetler:
Buluğ çağına ermiş olup da ihrama girmiş bulunan bir kimsenin bir uzvuna (organına) tamamen veya bir uzvu miktarı olacak şekilde değişik yerlerine hoş kokulu bir şey sürmesi, başına kına yakması, yağ sürünmesi, tam bir gün akşama kadar dikişli bir elbise giyinmesi veya başını örtülü bulundurması, başının en az dörtte birini tıraş ettirmesi, fazla tüylerini gidermesi, tırnaklarını kesmesi, haccın vaciplerinden birini (mikatta ihrama girmeyi) terk etmesi, cünüp veya hayızlı olarak kudüm veya veda tavafı yapması veya abdestsiz olarak ziyaret tavafında bulunması gibi.
2) Yapılmasından dolayı bedene (deve veya sığır) kurban edilmesi gereken cinayetler:
Bunlar, Arafat'ta vakfeden sonra daha tıraş olmadan veya saçları kısaltmadan önce kurulan cinsel ilişki ile ziyaret tavafını cünüp, hayız veya nifas hâllerinde yapmaktan ibarettir. Bununla beraber herhangi bir tavaf, taharet hâlinde yeniden yapılırsa cezası düşer.
3) Her birinin yapılmasından dolayı yarım sa' (bir fitre miktarı) beş yüz yirmi dirhem sadaka verilmesi gereken cinayetler:
Bunlar, ihramda bulunan bir kimsenin uzuvlarından (organlarından) birinin az bir kısmına hoş kokulu bir şey sürmesi, bir günden az dikişli elbise giymesi veya başını örtmesi, başının dörtte birinden azını tıraş etmesi, yalnız bir tırnağını kesmesi, başkasını tıraş etmesi, başkasının tırnağını kesmesi, abdestsiz olarak kudüm tavafı veya veda tavafı yapması gibi şeylerdir.
Tedavi için hoş kokulu şey kullanılması ceza gerektirirse de, zeytinyağı gibi bir yağ kullanılması ceza gerektirmez. Kırık bir tırnağı koparmak da caizdir; çünkü bunda büyüme hâli kalmamıştır.
4) Her birinin yapılmasından dolayı bir fitre miktarından, yarım sa'dan (beş yüz yirmi dirhem buğdaydan) az bir sadaka verilmesi gereken cinayetler (yasaklar):
Bunlar, ihramda bulunan kimsenin çekirge öldürmesi, kendi üzerinde bulunan biti öldürmesi veya onu yere atması, başkasının üzerindeki biti öldürmesi için onu göstermesi gibi işlerdir. İhramda iken bunlardan birini yapan kimse, dilediği bir miktar sadaka verir. Öldürülen bitler üçten çok ise, bir fitre miktarı sadaka verilir. Yolda görülen bir biti öldürmek yasak değildir, bunun için cezası yoktur. Çünkü bu, aslında eziyet veren bir hayvan olduğundan öldürülmesi caizdir.
İhramda bulunan kimse, ihramdan çıkıncaya kadar hazin, perişan ve mütevazı bir hâl içinde ihtiyacını Yüce Allah'a arz etmesi gerektiğinden, üste başa düzen verilmemesi bir kulluk ve ihtiyaç nişanının bir ifadesi olur.
5) Her birinin yapılmasından dolayı bedel değer ödemek (zıman) gereken yasaklar (cinayetler):
Bunlar da ihramda bulunanın av hayvanlarını öldürmesinden veya Harem bölgesindeki yaş ağaçları ve yeşil otları kesip koparmasından ibarettir. Bunun için ihramda olan kimse (muhrim), gerek Harem bölgesinde gerek Harem dışında hiçbir kara hayvanını öldüremez ve öldürülmesi için de onu başkasına gösteremez.
Yine, ihramda olan bir kimse, Harem bölgesindeki yaş ağaçları ve yeşil otları kesemez. Bunları yapınca kıymetlerini öder. Şöyle ki: Öldürülen hayvan eti yenmeyen hayvanlardan ise, onun cezası bir koyun veya keçi kurban etmekten ziyade olmaz. Fakat eti yenilir hayvanlardan ise, öldürüldüğü yerdeki kıymeti, iki adalet sahibi kimse tarafından belirlenerek tamamen sadaka verilir. Eğer bu kıymet bir fitre miktarından az ise, buna karşılık bir gün oruç tutmak da yeterlidir.
Bununla beraber kıymeti bir kurban değerine eşitse, yasağı işleyen serbesttir. Dilerse bu kıymetle bir kurban alır ve Harem dâhilinde keser, etini fakirlere dağıtır. Dilerse bu kıymet karşılığında fakirlere dağıtılmak üzere fitre miktarı buğday, arpa veya hurma alır. Dilerse her fitre miktarı karşılığında birer gün oruç tutar. Bu oruç değişik zamanlarda da tutulabilir.
Öldürülen hayvan av için öğretilmiş doğan ve köpek gibi bir hayvan ise, sahibine öğretilmiş olduğuna göre kıymeti ödenir. Ayrıca öğretilmemiş olduğuna göre de fakirlere kıymeti sadaka olarak verilir.
Ağaçlara ve otlara gelince, bunlar kendiliğinden bitmiş olup kimseye ait değilse, Harem bölgesinin hakkını korumak için kıymetleri sadaka olarak verilir. Fakat bir kimsenin mülküne ait ise, birer kıymetlerini de sahiplerine vermek gerekir. Harem bölgesindeki bir ağacın yalnız yapraklarını almak, ağaca zarar vermezse caizdir. Bundan dolayı ceza gerekmez.
Hac ile Umrenin Yasaklarına Dair Çeşitli Meseleler
Bir hayvanın ayağını kırmak, bir kuşun kanadını kırıp onu uçamaz hâle getirmek, bir kuşun yumurtasını kırmak, ihramda olan kimse için, o hayvanı veya kuşu öldürmek hükmündedir.
Bir hayvanın tüylerini ve kıllarını kesmek veya kaçıp kurtulmasına engel olmayacak bir şekilde bir uzvunu (organını) kesip kırmak da, onun kıymetine getireceği noksanlık miktarını sadaka vermeyi gerektirir. Eğer bu şekilde hayvanın yaralanması sonunda hayvan iyileşirse, ceza vermek gerekmez.
İhramda olan kimsenin avladığı hayvan kendiliğinden ölmüş olursa yine cezayı gerektirir. Çünkü hayvanı ele geçirmesi, onu yok etme sayılır. İhramda olanın av hayvanını satın alması da yasaktır. Çünkü o hayvan, ihramda olan kimse için kıymeti bulunan bir mal sayılmaz.
Fakat ihramda bulunmayan kimsenin, kendisi için veya ihramda olanın emri bulunmaksızın onun için Harem dışında avlamış olduğu hayvanın etinden kendisi yiyebileceği gibi, ihramda olan da yiyebilir.
İhramda olan kimse, tavuk ve koyun gibi, yaratılış gereği olarak kaçıp ürkmeyen evcil hayvanları kesip yiyebilir. Fakat karadaki av denilen yabani hayvanları kesecek olsa, onun etinden kendisi de başkaları da yiyemez. Çünkü bu ölü (besmelesiz kesilmiş) yerindedir. Deniz kuşlarını da avlayamaz; çünkü bunlar aslen kara hayvanıdır. Bunları öldürmek cezayı gerektirir.
Harem bölgesindeki bir avı atıp vurmak yasak olduğu gibi, Harem'de olan kimse de Harem dışındaki bir ava atıp onu vuramaz. Bunların ikisi de haramdır. Çünkü Harem'deki av güvence altındadır. Harem dâhilinde olan kimse de dışarıdaki ava bir şey atmaktan yasaklanmıştır.
Harem bölgesinde öldürülen av, İki İmam'a göre ölü (besmelesiz) hükmündedir. Bunu öldüren ihramlı, onun etinden yese istiğfar etmesi gerekir. İmam Azam'a göre, cezasını ödedikten sonra etinden yese, yediği miktarın kıymetini sadaka olarak vermesi gerekir.
Mekke'nin Harem bölgesindeki av hayvanlarını avlamak, kendiliğinden bitip yetişen yeşil otlarını koparmak, yine kendiliğinden yetişmiş yaş ağaçları kesip koparmak yalnız ihramda olana değil, olmayana da helal değildir. Onun için Mekke halkından ihrama girmemişler için bunları avlamak veya koparıp kesmek, kıymetini ödemeyi (fakirlere sadaka olarak vermeyi) gerektirir. Bunun karşılığında muhrim (ihramda olan) gibi oruç tutmak yeterli olmaz. Çünkü bu işleri yapmak, ihramda bulunmayan Mekkeli hakkında bir borçlanmadır, keffaret değildir. İhramda olmayanın böyle bir şeye yol gösterip yardımcı olması da günahtır. Fakat bu hareketinden dolayı kendisine bir borç ödeme cezası gerekmez.
Harem bölgesinde hayvanları otlatmak ve kendiliğinden biten otları biçmek helal değildir. Fakat Mekke samanı denilen "izhir" otu ile mantarları kesip toplamakta bir sakınca yoktur. Yine, kurumuş ağaçları kesmek, bir ağacın kırık bir dalını koparmak caiz olduğu gibi, ekilmiş ekinleri ve sebzeleri kesip toplamak da helaldir. Aynı zamanda insanların yetiştirdiği cinsten olup da kendiliğinden biterek yetişen ağaçları da kesmek helaldir.
Yalnız insanların yetiştirdiği cinsten olmayıp da kendiliğinden biten ağaçları kesmek cezayı gerektirir. Böyle bir ağacı birkaç kişi beraberce kesmiş olsalar, hepsine sadece bir ceza gerekir. O da bu ağacın kıymetini ödemekten ibarettir.
İhramda bulunan birkaç kişi bir av hayvanını öldürecek olsa, İmam Azam'a göre bunlardan her birine tam bir ceza gerekir. (İmam Şafii'ye göre hepsine yalnız bir ceza gerekir. Aynı şekilde ihramda olmayanların Mekke'de Harem bölgesinde öldürecekleri bir av hayvanından dolayı da yalnız bir ceza gerekir.)
Bir kimsenin yapmış olduğu cinayetlerin cinsleri ve meclisleri bir olursa, bir ceza yeterlidir. Fakat cezaların cinsleri ve işlendikleri yerler değişik olursa, ceza da ona göre çok olur.
Örnek: İhramda olan bir kimse, bir zaruret olmaksızın bir mecliste birkaç uzvuna (organına) hoş kokulu bir şey sürse veya bir elinin veya bir ayağının veya iki eli ile iki ayağının tırnaklarını keserse, hepsi için bir "dem" (bir koyun kurban etmek) yeterli olur. Eğer bir elinin veya bir ayağının iki veya üç parmağını kesse, her tırnak için bir fitre miktarı sadaka vermek gerekir. Bunların kıymeti bir kurban kıymetine denk olursa, ihramda olan kimse bundan dilediği kadar noksan bir şey sadaka verebilir.
Yine, bir elinin beş tırnağını kestikten sonra, henüz keffaret vermeden aynı mecliste diğer elinin beş tırnağını da kesecek olsa, yine yalnız bir dem (bir koyun kurban etmek) yeterlidir. Fakat bir mecliste veya başka başka meclislerde ellerinin tırnaklarını kesip başını tıraş ettirse ve bir uzvuna da hoş kokulu bir şey sürse, yapmış olduğu bu yasaklardan her biri için ayrıca bir kurban gerekir. Çünkü yasakların cinsi değiştiği gibi meclis de değişmiştir.
İhramda olan bir kimse, hastalık gibi bir özürden dolayı gündüzleri bir müddet dikişli elbise giyip geceleri çıkaracak olsa, bundan dolayı ceza olarak bir kurban yeterli olur. Fakat bu hastalık gittikten sonra başka bir hastalıktan dolayı tekrar böyle dikişli bir elbise giyecek olsa, bunun için de ayrıca bir kurban gerekir.
İhramda bulunan bir kadının eline kına yakması kurban kesmeyi gerektirir. Erkeklerin sakallarını kına ile boyamaları ise sadaka vermeyi gerektirir, kurban değil. (İmam Şafii'ye göre bir bedene - deve veya sığır - kurban etmek gerekir.)
İhrama giren zevç ile zevce, ihramlı iken cinsel ilişki kursalar, her ikisi de aynı şekilde cezalanırlar. Her birine bir dem (bir koyun) kurban etmek gerekir. Birbiriyle ilişki korkusu olunca, böyle birbirlerinden ayrı yürümeleri menduptur.
Umre için ihrama giren kimse, henüz tavafın dört şavtını (devrini) yapmadan cinsel ilişkide bulunsa, umresi bozulur. Bununla beraber bu umreyi tamamlamaya devam eder ve ceza olarak bir koyun kurban eder. Sonra da bu bozulan umreyi bir vacip olarak kaza eder. Tavafın dört şavtından sonra cinsel ilişkide bulunsa, umresi bozulmaz, yalnız bir kurban kesmesi gerekir.
İhramda olan kimsenin zarar veren karga, çaylak, akrep, yılan, fare, sinek, karınca, pire, kene, arı, kertenkele, kelebek gibi av cinsinden olmayan ve insanın bedeninden doğmayan böcekleri ve üzerine saldıran köpeği ve yaratılışında eza bulunan kurt gibi herhangi yırtıcı bir hayvanı öldürmesi bir ceza gerektirmez.
İhramda bulunan bir kimse, ihramdan çıkmak kastı ile birçok av hayvanını vurup öldürecek olsa, yalnız bir dem (ceza olarak bir koyun kesmek) gerekir. Çünkü bu iş, cinayet işlemek kastı ile değil, ihrama son verme niyetiyle yapılmıştır.
İhramda bulunan kimsenin yanındaki kafeste olan kuşu veya evinde olan bir av hayvanını salıvermesi gerekmez. Çünkü bu durum, av hayvanına saldırı sayılmaz. (İmam Şafii'ye göre böyle hayvanları salıvermek gerekir. Çünkü avı mülkte tutmak, ona saldırı demektir.)
Medine-i Münevvere ve Peygamber Efendimizi (s.a.v) Ziyaret
Umre turları ile Mekke'ye gitmek üzere yolları Medine-i Münevvere'ye uğrayanlar için önce Peygamber Efendimizi ziyaret etmek bir görevdir. Allah'ın rahmetine kavuşmaya bir vesiledir. Bunu bir an önce yapmamak bir gevşeklik sayılır. Bu ziyaret, namazların evvellerinde olan sünnetlere benzer. Bu durumda hac ve umre için ihram sonraya bırakılmış olur. Mekke'ye gidileceği zaman, Medineliler gibi Zülhuleyfe'den ihrama girilir. Medine halkının mikatı Zülhuleyfe'dir.
Resulullah (s.a.v) Efendimizin nur dolu Kabr-i Saadetlerini ziyaret, Allah rızasına kavuşmanın en faziletlisi ve en şereflisidir. Nasıl olmasın ki, bütün kâinat, o şanı büyük peygamberin nurundan yaratılmıştır. Bütün beşeriyetin en büyük ve en muhteşem rehberi (öncüsü) O'dur. Bütün insanlara Yüce Allah'ın hak dinini, mübarek kitabını tebliğ ederek onları haktan, faziletten ve gerçek medeniyetten haberdar eden O'dur.
Hazret-i Peygamber (s.a.v) Efendimiz, şanı yüksek bir peygamberdir ki, onun temiz hayatı, bütün işleri ve kutsal sözleri bütün insanlık âlemini hayrete düşürecek bir fazilet ve hikmet kaynağıdır. O, öyle değeri yüksek bir peygamberdir ki, bütün insanlığın selamet ve mutluluğuna çalışarak yeryüzünde en mutlu bir devrim meydana getirmiştir. O, öyle büyük bir peygamberdir ki, saadet dolu kabrinde her an İlahi nurlar parıldayıp durmaktadır. O, öyle yüksek bir varlıktır ki, onun saadet Mescidi bir güven yeri olup nurlu kabri ile mübarek minberi arası cennet bahçelerinden hoş bir bahçedir. O, öyle yüce bir peygamberdir ki, mübarek vücudunun topraklarına sonsuz bir şeref ve üstünlük vermiş olduğu pak belde, İlahi vahyin son tecelli yeri olup içinde İslamiyet'in binlerce kutsal anısını ve şerefli olayını saklamaktadır. Artık hayat ve yaşantısı kutsal olan Peygamberin şeref dolu kabirlerini ziyaret etmek önemli bir görev olmaz mı?
Resulullah Efendimizin şerefli kabirlerini ziyaret etmenin faziletine nihayet yoktur. Bir kudsi hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Beni, ahirete göç edişimden sonra ziyaret eden, beni hayatımda ziyaret etmiş gibi olur. Kabrimi ziyaret edene şefaatim vaciptir." Bunun için her Müslüman ve özellikle hacca giden her iman sahibi, büyük bir engel karşısında kalmadıkça, muhakkak gidip Peygamber (s.a.v) Efendimizi ziyaret etmelidir.
Bütün peygamberlerin sonuncusu olan o büyük peygamberin yüceliği sayesinde hak ve hakikatten haberdar olup hidayete ve mutluluğa eren bir Müslüman nasıl olur da, mübarek Hicaz bölgesine gitmişken o kutsal Peygamberin, o eşsiz nimet sahibinin pak kabrini, yüksek Mescidini ve mübarek beldesini ziyaret etmeksizin yurduna dönebilir?
Üstelik bir hadis-i şerifte: "Beytullah'ı ziyaret edip de beni ziyaret etmeyen, bana eziyet etmiş olur" buyurulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifin anlamı da şöyledir: "Durumu elverişli iken beni ziyaret etmeyen bana eziyet etmiş olur."
Medine-i Münevvere'ye Gideceklerin Gözetmesi Gereken Haller
Medine-i Münevvere'ye gideceklerin gözetmeleri gereken bazı hâller vardır. Şöyle ki:
1. Medine-i Münevvere'ye gidecek olan kimse, Peygamber Efendimizin kabr-i şerifini ve Mescidini ziyaret niyetinde bulunmalıdır. Yolda sık sık salat ve selam okumalı, mübarek beldeye yaklaşınca yıkanmalı, yeni elbiselerini giymeli, yenileri yoksa yıkanmışları giymeli. Bir zaruret yoksa yaya olarak edeb ve saygı ile yürümeli. O nurlu bölgeye girince de duaya başlamalı. Kâinatın Efendisi olan Peygamberin hicret ettiği, Cibril-i Emin'in son İlahi vahyi indirmiş olduğu kutsal bir beldede bulunma şerefine kavuştuğunu düşünerek salat ve selama devam etmelidir.
2. Medine-i Münevvere'ye girerken besmele ile: "De ki: Rabbim! Beni herhangi bir yere girdirirken, doğru ve mükemmel bir girişle girdir. Beni her nereden çıkarırsan doğru ve makbul bir çıkarışla çıkar ve bana kendi tarafından yardımcı olacak hak bir kuvvet ver" gibi bir ayet-i kerime okumalı ve şöylece Yüce Allah'a yalvarmalıdır: "Rabbim! Bana rahmetinin kapılarını aç, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem'in ziyaretini bana nasip et, velilerini ve sana itaat edenleri rızıklandırdığın gibi... Beni bağışla, bana merhamet et; ey kendisine yalvarılanların en hayırlısı!"
3. Peygamber Efendimizin Mescid-i Saadetleri görülünce, tam bir tevazu ile salat ve selamı artırmalı. Mescidin içine girince, orada minber-i şerifin yanındaki direk sağ omuz hizasında olmak üzere "Tahiyyetü'l-Mescid" (Mescide hürmet) olarak iki rekât namaz kılmalıdır. Çünkü orası Peygamber Efendimizin durdukları mutlu yerdir. Bu minber ile Kabr-i Saadet arasındaki alan, bir cennet bahçesi demektir. Bu nimete kavuşmaktan dolayı iki rekât da şükür namazı kılmalı. Hatırlanan ve bilinen dualar okunmalı. Kimse aleyhinde dua etmemelidir.
4. Sonra Resul-ü Ekrem Hazretlerinin Kabr-i Saadetlerine, mübarek ayakları tarafından gidip şerefli yüzleri karşısında üç metre kadar uzakta edeb ve huzur içinde durmalıdır. O şanı büyük peygamberin nurlu bakışlarının kendisine yöneldiğini, selamını alacağını, dualarını işitip "Âmin" diyeceğini düşünerek şöyle selam vermeli, hayırlı şeyler hakkında dua etmelidir: "Esselamü aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatühu. Esselamü aleyke ya seyyidi, ya Resulallahi, esselamü aleyke ya Habiballahi."
Resul-ü Ekrem Efendimize tebliğ edilmek üzere bazı kimseler tarafından emanet edilen selamlar varsa, onları da o kimseler adına Peygamber Efendimize arz etmelidir. Kabr-i Saadet önündeki duvara yaklaşıp el sürmekten ve yüksek sesle dua etmekten sakınmalıdır. Çünkü bunlar hürmete aykırıdır.
5. Bu ziyaretçi bir metre yürüyerek Ebu Bekir es-Sıddık (radıyallahu anh)'ın mübarek başları karşısında durmalı. Şöylece selam ve hürmetlerini sunmalı: "Esselamü aleyke ya halifete Resulillahi. Esselamü aleyke ya sahibe Resulillahi ve enisihi fil-ğari ve refikihi fil-esfari ve eminihi alel-esrari, cezakellahu Teâlâ hayren." Anlamı: "Sana selam olsun, ey Resulullah'ın halifesi! Sana selam olsun, ey Resulullah'ın arkadaşı, mağarada da dostu, seferlerde yoldaşı, gizli işlerde sırdaşı; Yüce Allah sana hayırlı mükâfatlar versin."
Sonra bir metre daha yürüyerek Ömerü'l-Faruk (radıyallahu Teâlâ anh)'ın mübarek başları karşısında durmalı. Şöylece selam ve hürmetlerini arz edip dua etmelidir: "Esselamü aleyke ya emirel-müminin, ya nasıre'l-müslimin. Esselamü aleyke ya müşettite şemlil-müşrikin. Cezakellahu Teâlâ anna hayrel-ceza." Anlamı: "Sana selam olsun, ey müminlerin emiri, ey Müslümanların yardımcısı! Sana selam olsun, ey müşriklerin topluluğunu dağıtıp perişan eden! Bizlere olan iyiliklerinden dolayı Yüce Allah sana hayırlı mükâfatlar versin."
Bundan sonra yine dönüp Resul-ü Ekrem Hazretlerinin mübarek huzurları karşısında bir miktar daha salat ve selamda bulunmalıdır.
6. Bundan sonra da ashab-ı kiramdan Ebu Lübabe (radıyallahu Teâlâ anh) Hazretlerine nispet edilen ve Kabr-i Saadet ile minber-i şerif arasında bulunan direğin yanına gelerek kerahet vakti dışında dilediği kadar nafile namaz kılmalı, tevbe ederek Yüce Allah'tan dileklerde bulunmalı. Rivayet edildiğine göre, Ebu Lübabe (radıyallahu anh) Hazretleri Tebük savaşına katılmamış, bundan dolayı pişman olup tevbesinin kabul edilişi zamanına kadar kalmak üzere kendisini bu direğe bağlamıştı. Tevbesinin kabul edildiği müjdesi üzerine bundan kurtulmuştu.
7. Ziyaretçi bundan sonra Mescid-i Saadet'te "Üstüvane-i Hannane" denilen direğin yanına varmalı, orada da namaz kılarak salat ve selam etmeli. Resul-ü Ekrem Efendimiz, Mescid-i Saadet'te daha minber yapılmadan mihrap civarında bulunan hurma ağacından bir direğe dayanarak hutbelerini okurlardı. Hicretin sekizinci yılında minber yapılınca hutbelerini bu minberden söylemeye başlamıştı. Hazret-i Peygamberin o direkten ayrılışından dolayı bu mübarek direk bir mucize olarak inilti yapmakla Hazret-i Peygamber Efendimiz minberden inerek onu kucaklamış ve sükûnete kavuşturmuştu. Hâlen onun bir nişanı olan bu direk, Hazret-i Peygamberin emri ile minberin altına gömülmüştür.
8. Ziyaretçi bundan sonra da Baki mezarlığına gitmeli. Fatımetüzzehra (radıyallahu anha) validemizin mescidinde namaz kılmalıdır. Bu mezarlıktaki mübarek şehitlerin ve İslam mücahitlerinin, birçok ashab-ı kiramın kabirlerini ziyaret etmeli; özellikle orada gömülü bulunan Hazret-i Abbas'ın, Hazret-i Osman'ın, Peygamberin pak zevceleri validelerimizin ve muhterem mahdumu Hazret-i İbrahim'in, Hazret-i Hasan ile Zeyn-el Abidin ve Muhammed Bakır ile Cafer-i Sadık Hazretlerinin kabirlerini ziyaret edip onların fazilet ve çalışmalarını düşünmeli, onların güzel çalışmalarına ve iyi ahlaklarına kavuşma dileğinde bulunmalıdır. Peygamber Efendimizin halası ve Zübeyr İbni Avvam'ın annesi Hazret-i Safiyye ile Hazret-i Ali'nin annesinin kabirleri de Baki kabristanı yanındadır.
9. Bundan sonra Uhud Dağı tarafına giderek Şehitlerin Efendisi Hazret-i Hamza (radıyallahu Teâlâ anh) ile diğer Uhud şehitlerinin mübarek kabirlerini ziyaret etmeli. Ondan sonra cumartesi günü Kuba Mescidi'ne gidip iki rekât namaz kılmalı. Kapısının yanında bulunan Eris kuyusunun suyundan içmelidir. Daha sonra da Sel dağının bir parçası üzerinde bulunan Mescid-i Feth'i ziyaret etmelidir. Resul-ü Ekrem Efendimiz her cumartesi günü Kuba Mescidi'ne giderdi. Bu mübarek mescidin ilk taşlarını önce Peygamber Efendimiz, sonra Hazret-i Sıddık, sonra Hazret-i Ömer, sonra Hazret-i Osman koymuştur. Peygamber Efendimizin mübarek yüzükleri Hazret-i Osman'ın elinden hilafeti sırasında bu "Eris" kuyusuna düşmüş ve bir daha bulunamamıştı.
Sonuç
Bir hac yolcusu Medine-i Münevvere'de bulundukça buradaki mukaddes makamları ziyaret etmeli. Özellikle Mescid-i Resul'e devam etmeli, orada namazlarını kılmalıdır. Resul-ü Ekrem'in Kabr-i Saadetlerini ziyaret etmeyi büyük bir nimet ve ganimet bilmelidir.
Hazret-i Peygamber Efendimizin komşularına bir şeyler ikram etmeli. Mekke-i Mükerreme'ye veya memleketine gideceği zaman Hazret-i Peygamberin mescidinde iki rekât namaz kılarak veda etmeli. Dilediği hayırla dualarda bulunarak tekrar tekrar salat ve selam okuyarak hürmetlerini arz etmeye çalışmalıdır. Bunları yapmak müstehap, güzel görülmüştür.
Feyiz ve yardımına nihayet bulunmayan Allah Teâlâ Hazretlerinden niyaz ederiz ki, bu ziyaret şerefine bizleri de kavuştursun. Âmin.
Kaynak: Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet adlı kitabı.
Umre Turu Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Umreye giden her Müslüman; konaklama, beslenme, ulaşım, sağlık, haberleşme ve rehberlik gibi hizmetlerin sağlanmasını ve ihtiyaçların sorunsuz bir şekilde temin edilmesini haklı olarak beklemektedir. Bu hizmetleri temin etme hususunda umre tur firmaları devreye girmektedir. Çünkü umre turlarını organize eden firmalar; konaklama, ulaşım, yiyecek içecek temini gibi altyapısal hazırlıkları yapmakta ve turları, bu ihtiyaçları da kapsayan bir program dâhilinde düzenlemektedir.
Birinci adım: Tarih ve fiyat araştırması. Umre turu seçiminde ilk adım olarak umreye gidilecek tarih ve umre fiyatları araştırılmalıdır. Çünkü tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan umreci kardeşlerimiz havaların daha serin olduğu dönemi tercih etmelidir. Umre fiyatları her firmaya göre değişmektedir; ancak genel olarak firmalar benzer fiyatlara umre turları düzenlemektedir. Eğer çoğu firmanın sunduğu fiyattan çok daha düşük bir fiyata umre turu düzenleyen bir firmayla karşılaşılırsa, bu firmanın vaatlerini yerine getirme imkânı araştırılmalıdır.
İkinci adım: Belgeler. Tur firmasının belge sahibi olduğu araştırılmalı ve kontrol edilmelidir. Firmanın TÜRSAB üyesi olup olmadığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen A grubu acente sertifikasına sahip olup olmadığı kontrol edilmeli ve firmanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından umre turları hususunda yetkilendirildiğine dair belgelerinin var olup olmadığına bakılmalıdır.
Üçüncü adım: Eğitim ve bilgilendirme. Umreye gidilmeden önce veya yolculuk sırasında, tur firmasının özellikle ilk defa umreye gidenlere gerekli eğitimi verip vermediği ve gereken bilgilendirmeyi sağlayıp sağlamadığı kontrol edilmelidir. Umre konusunda bu tarz bilgilendirmeler, umre ibadetinin tam anlamıyla yerine getirilmesinde büyük bir rol oynamaktadır.
Dördüncü adım: Program ve altyapı. Turu düzenleyen firmanın umre zamanındaki sözlerini yerine getirip getirmediği ve umre yerinde sağladığı altyapının ne denli kaliteli olduğu incelenmelidir. Bu kapsamda firmanın Mekke ile Medine arasında yapılacak yolculuğu uçakla mı otobüsle mi düzenleyeceğine, hangi oteli konaklama yeri olarak seçtiğine, seçilen otelin Kâbe'ye veya Mescid-i Nebevî'ye olan mesafesinin yakınlığına bakılmalıdır.
Seçilecek tur firmasının Mekke'de ve Medine'de her zaman ulaşılabilecek bir temsilcisinin olmasına, bayan umreciler için bayan görevli hoca hanımın olmasına ve bu temsilcinin sağlık, konaklama, beslenme, rehberlik gibi alanlardaki yetkinliğine bakılmalıdır. Ayrıca tur firması ile kurulan iletişimlerde firmanın ne derece net bilgiler verdiğine ve umre turları çalışmalarındaki referanslarının var olup olmadığına da dikkat edilmelidir.
Umre turu seçiminiz sadece umre fiyatlarından ibaret olmasın; birçok farklı kriterin göz önünde bulundurulması, detaylı araştırma ve inceleme isteyen bir işlemdir. Uygun bir fiyat sunan; gerekli sağlık, rehberlik, konaklama, beslenme gibi hizmetleri profesyonel bir şekilde sağlayan; Mekke-i Mükerreme'de ve Medine-i Münevvere'de tecrübeli bir ekibe sahip bir firmanın tercih edilmesi, sorunsuz ve güzel bir umrenin yapılmasındaki en önemli adımdır.
İzmir Çıkışlı Umre Turları ve Fiyata Dahil Hizmetler
Hac ve umre turları için Türkiye'nin her yerinden Fazilet Turizm olarak İzmir çıkışlı hac ve umre turları hizmeti vermekteyiz. Ekonomik ve lüks umre turları ile ailenize uygun umre turu paketlerimiz mevcuttur. Servisli umre turu, yürüme mesafeli umre turu, ekonomik umre turu ve beş yıldızlı umre turu olmak üzere farklı programlar sunulmaktadır.
Umre turları ve hac seyahati süresince, umre ve hac ibadetiniz Fazilet Turizm rehberliğinde erkek hocalarımız ve hoca hanım görevlilerimizin nezaretinde yapılmaktadır.
Umre tur programında fiyata dahil olanlar:
- Vize
- Uçak bileti
- Otel konaklama
- İftar ve sahur yemekleri (tabldot)
- Çanta
- Valiz
- Zemzem (5 lt)
- Hanımlara başörtüsü
- Yasin-i Şerif kitabı
- Umre rehberi
- Mekke ve Medine ziyaret yerleri
- Vergiler dahildir (yurt dışı çıkış harcı ve ekstra turlar hariçtir)
Hac ve umre turu programlarımız için grup veya ferdi olarak müracaat edebilir, teklif almak için bizi arayabilirsiniz.
Ziyaret yerleri
Mekke ve Medine'de gezilen yerler
Mekke ve Medine ziyaret yerleri kafile rehberimiz eşliğinde, program dahilinde gezilir.
Sıkça sorulanlar
Merak edilenler
- Umre nafile bir ibadettir. Müslümanların Kâbe'yi ve Mekke'deki kutsal yerleri, hac zamanı dışında ziyaret etmesi olarak tanımlanır. Umreye ihramla başlanır; tıraş olmak veya saç kısaltmakla umreye son verilir.
- Umreyi hac'dan ayıran özellikler; Arafat'ta vakfe, kurban kesme ve şeytan taşlamanın bulunmamasıdır. Hac, Arabi aylardan Zilhicce ayında ihrama girerek arefe günü Arafat'ta vakfe yapmakla başlar; umre ise yılın herhangi bir ayında yapılabilir.
- Umre tavafı yapılır ve bu tavaf umrenin rüknündendir. Umrede kudüm tavafı ile sader (veda) tavafı yoktur.
- Kadınlar menasiki erkekler gibi yerine getirir. Ancak kendi elbiselerini giyer, başlarını ve ayaklarını örterler; telbiyede seslerini yükseltmezler; tavafta ve Safa ile Merve arasında hızla yürümezler; ihramdan çıkmak için saçlarının uçlarından biraz kesmekle yetinirler. Âdet gören kadın haccın bütün görevlerini yapar, fakat bu hâli ile tavaf yapamaz, tavafı sonraya bırakır.
- Umreye gidilecek tarih ve fiyatlar araştırılmalı; firmanın TÜRSAB üyeliği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı A grubu acente belgesi kontrol edilmeli; ilk defa umreye gidenlere eğitim ve bilgilendirme yapılıp yapılmadığına bakılmalı; Mekke-Medine ulaşımı, otel seçimi ve otellerin Kâbe ile Mescid-i Nebevî'ye mesafesi incelenmelidir.
- Yolları Medine-i Münevvere'ye uğrayanlar için önce Peygamber Efendimizi (s.a.v) ziyaret etmek bir görevdir. Mekke'ye gidileceği zaman Medineliler gibi Zülhuleyfe'den ihrama girilir; Medine halkının mikatı Zülhuleyfe'dir.
Katılım
Umre turları il il
Aşağıdaki illerden umre programlarımıza katılmak isteyenler, kalkış ve ulaşım düzenlemesi için bizi arayabilir.
- Adana
- Adıyaman
- Afyonkarahisar
- Ağrı
- Amasya
- Ankara
- Antalya
- Artvin
- Aydın
- Balıkesir
- Bilecik
- Bitlis
- Bolu
- Burdur
- Bursa
- Çanakkale
- Çankırı
- Çorum
- Denizli
- Diyarbakır
- Edirne
- Elazığ
- Erzincan
- Erzurum
- Eskişehir
- Gaziantep
- Giresun
- Gümüşhane
- Hakkari
- Hatay
- Isparta
- Mersin
- İstanbul
- İzmir
- Kars
- Kastamonu
- Kayseri
- Kırklareli
- Kırşehir
- Kocaeli
- Konya
- Kütahya
- Malatya
- Manisa
- Kahramanmaraş
- Mardin
- Muğla
- Muş
- Nevşehir
- Niğde
- Ordu
- Rize
- Sakarya
- Samsun
- Siirt
- Sinop
- Şanlıurfa
- Uşak
- Van
- Yozgat
- Zonguldak
- Aksaray
- Bayburt
- Karaman
- Kırıkkale
- Batman
- Şırnak
- Bartın
- Ardahan
- Iğdır
- Yalova
- Karabük
- Kilis
- Osmaniye
- Düzce
Umre programları
Umre programlarımızı inceleyin
Süre, konaklama ve kalkış seçenekleriyle umre programlarımızın tamamı program sayfamızda listelenmektedir.

